Lütfen bekleyin...

minimal öykü denemelerim

‘üşengeç insan
….

gece
karanlığı sessizlikle parçaladı..susturdu herkesi fütursuzca..korkuturken korkan bi hali vardı..
dayanamadı gitti..sırası geldiğinde tekrar geldi..korktu, korkuttu ve yine gitti..

bir
-kim o?
-senim!

anne
en güzel sesin sahibi, en güzel yüzün sahibi, cennetin hali misali serilip bekledigi..
sıkı giyin üşütme sakın diye tembih etti ama ben de unutanlardan oldum..

‘kendim’
dün tanıştım kendimle, selam verdim tanımadı bile..kimsin die sordu senim işte dedim..
iyi değilsin sen git uyu görmeyeyim bir daha buralarda dedi.. dudağımdaki alaycı gülümseyişle peki dedim ve gidermiş gibi yaptım..
kandırdım yine kendimi..

‘huzur’
nutella kavanozunun dibini bulduğunda omuzlarından büyük bir yük kalktı..
artık çikolataya doymuştu..kuş gibi hafiflemişti..en sevdiği uykuya dalacaktı birazdan..gözlerinin içi gülüyordu..

’saçmalık’
yazıp duruyordu..ne yazdığını bilmeden..çok da umrunda olmadan..
rastgele sıralıyordu harfleri yanyana koyunca neye benzeyeceklerini bilmeden..
olsun, yazası gelmişti bir kere ve tutamıyordu kendisini..

‘içim’
dil: bazen iç’ liyim bazen dış’ li, bir türlü içli dışli olamıyorum..
iç ses: içim dışım bir değil lakin her yere beraber gidiyoruz..

‘huysuz’
dilden gitmeyen acı tadın huzursuzluğu,
hafizanın kontrol edilememesi,
içteki sesin çığrından çıkması,
kendisiyle başa çıkamama ihtimali..
çekil git benden..

’soğuk’
eşofman üstüne giyildiğinde dahi büyük gelen hırkanın eteklerinin eşofman altının içine sokulma isteği..
ıhlamur kokusu sobanın üstündeki..güyümün hemen yanında yer alan çaydanlıktan çıkan..
mandalinadan nasreddin hoca yapılan zamanlar..

‘beyaz papyon’
küçüklüğümün kısıklı’ sındaki araba galerisinin adı..simdi yok.