mission : impossible – ghost protocol
yılın son ayında güzel filmlere doydum. mission impossible’ da ziyadesiyle keyiflendim.
bazen seyredecek film bulamazken bazen de önce hangisine gitsem ikilemi yaşıyorum.

bir akşam saat 21 civarı çalan telefonumla üç arkadaş kendimizi 22.10 seansında bulduk.
burak bey‘ i kandırabilirsem ikinci kez gitme planlarım var, kendisi henüz filmi seyretmedi.
sinemada seyredilir bu film diyorum ve boş gezen olarak ikinci fırsatımı kolluyorum.
şimdiki kısmı henüz seyretmeyenler okumasın;
//en çok da kötü ajan sarı kızı sevdim – ki aşağıda filmden bir karesi var//
————–
- blue is glue
+ and red?
- death!
————–
bir de ethan burç dubai’ de yürümüş koşmuş tırmanmış zıplayarak camdan içeri girmiş tam düşecekken ekürisi tarafından paçadan yakalanmış kurtulmuş vs aksiyon dolu dakikalar yaşarken biz bilgisayarcı başının içeri girip çok yoruldum ama etiketleri değiştirmeyi başardım gibi bi cümle kurmasıyla tam anlamıyla “koptuk”
————–
lost’ taki sawyer abiyi görür gibi olduk bi ama neyse..





,








