birds vs us (vol I)

önceleri bir kaç kuşun saldırısına maruz kalırdı, gün aşırı yıkanmak zorunda bırakılırdı.
usanmadan yıkattık, psikolojik savaşı kuşların kazanmasına izin veremezdik..

önceleri bir kaç kuşun saldırısına maruz kalırdı, gün aşırı yıkanmak zorunda bırakılırdı.
usanmadan yıkattık, psikolojik savaşı kuşların kazanmasına izin veremezdik..

sayfamın ismi değişti, vihuu..
artık mimartuba olarak adres çubuklarınızda yer alacak sayfam inşallah.
eşime teşekkür ediyorum bu değişiklik için..
eski adresten buraya direkt geçiş sağlanmıştır, iyi seyirler olsun durmak yok takipe devam..
“sam o’ hare” nin çektiği the sandpit adlı kısa video çok az bir sürede oldukça fazla kişi tarafından izlendi. videoyu özel kılan new york’ un mimarisini, gecesini, gündüzünü, trafiğini kısacası yaşamını yansıtıyor olması değil çekim tekniği!
new york’ ta bir günü fotoğraflayarak videoya almış desem yanlış olmaz. nasıl mı?
fotoğrafların art arda getirilerek video oluşturulmasına “time-lapse” denilir. sam o’ hare bu tekniği kullanarak 35.000′ in üzerinde fotoğraf çekmiş. fotoğraflarda da “dof” yani “depth of field” tekniği ile fotoğraftaki bazı bölgeleri blurlayarak bir odak noktası oluşturmuş, bu da bizim gerçeği maket gibi algılamamıza sebep olmuş.
minyatür gibi görünen her şey aslında gerçek, tamamen çekim tekniği ile alakalı olan bu sevimlilik kendine özgü müziğiyle de birleşince ortaya ilginç bir yapım çıkmış..
hikayesinin devamı için the sandpit
ne mimar olmamla ilgili ne de mimarlıkla ilgili postlarımdan biri daha geliyor şimdi;
konu: çiçeklerimiz
çiçek bakmaktan anlamadığım için bakımlarını eşim üstlenmiş durumda. ben sadece karşıdan “ay ne güzel açtılar di miğğ” şeklinde tepkiler veren olurum. mutfak penceremizin önünde ikisi yazın çiçek açan kışın yaprak büyüten, ikisi de bugün alınmış olmak üzere dört tane canlı çiçeğimiz var. saksılarının altına koymak için bir şey bulamadığımdan idare edebilsinler amacıyla çeşitli mutfak aletleri kullandım saksı tabağı niyetine, en kısa zamanda saksılarını ve tabaklarını değiştirme düşüncesi içerisindeyim. yoksa yoğurt kaplarını mı kullansam!

yukarıdaki fotoğraf bugün aldığımız lale ve sarı çiçekli çuha çiçeğimizin fotoğrafı. aşağıdakinde ise onların yanında duran ve sadece bir süsten ibaret olan kaktüse de yer vermek istedim. onun hikayesi acı biraz..

kaktüsten iki tane vardı. henüz hiçbir çiçeğimiz yokken o ikisi mutfak penceremizin önünü süslerdi. yazın açık duran pencere kapanmasın diye eşim bir tanesini alıp pencerenin arasına koymuş, sonra da onun arada olduğunu unutup pencereyi kapatmış! olan kaktüse oldu, parçalanmış saksısı ve kendisi..yazık oldu..yalnız kalan kaktüse teselli vermek ise bendeniz tarafından eşi kırılan “sarılan tuzluğa“düştü..
bu karanfilin hikayesi ise çok daha alakasız;

yarının 8 mart dünya kadınlar günü olması münasebetiyle alışveriş yaptığımız marketten verildi kasadayken..ona göre ince ve nazik vazomuz olmadığından ötürü buket çiçeklerine ev sahipliği yapan vazoda buldu kendisini..
son fotoğraf ise çiçeklerden de alakasız. mutfakta çiçek fotoğrafları çekerken onların neyi eksik diye düşünülüp çekilmiş ve kendilerine yer verilmiş olan masamızın üzerindeki kavanozlar, ve dahi ülker ufo bardağımız..

çikolatalar, susamlı simitler ve ufo..
ülker‘ le mutlu bir an‘ dan hediye paketim geldi bile!

içinden; çikolatalar, gofretler, mis gibi muz kokan unutulmuş tat probis, çekmeceli çikolata ve fazlası çıktı..ufacık tefecik içi dolu turşucuk’ un cevabı bu olsa gerek;

teşekkürler ülker..çekmeceli çikolatanın hastasıyız vesselam..
gmail tema hizmeti de sunmuş ben neden faydalanmıyorum ki diye düşünerek temamı değiştirdim. “zoozimps” adlı tema ise şimdilik favorim oldu. “gmail themes” yapımcılarına teşekkür ediyorum, ailecek takip ediyoruz..

bu adamlar bazen kılık değiştirerek bir mısır hükümdarına, bir romalıya;

ya da başka bir şeye dönüşüyorlar üstelik!

çok eğlenceli bir şey bu..yahoo!
Kur-an’ ı Kerim‘ de geçen tek baharat ismiymiş zencefil.* dün gece bir tv programında bir doktor söyledi bunu. meğer kendisi meşhur dr.ender saraç‘ mış, dün ilk kez gördüm.

zencefil kelimesini ilk duyduğumda ilkokuldaydım. pal sokağı çocukları‘ nı okurken sürekli zencefil kelimesi geçerdi. durmadan “zencefilli çörek” yerdi kitaptaki çocuklar. ben de merak ederdim hep nasıl bir çörek acaba diye..
*insan suresi 17.ayet: “Onlara karışımında zencefil bulunan kadehler ikram edilir.”
bir etkinlik, grup ya da sayfa oluşturdunuz ve tüm arkadaşlarınızı davet etmek istiyorsunuz.
fakat facebook‘ ta “tüm arkadaşları seç” gibi bir “düğme” olmadığından tek tek herkesi işaretlemek zorunda kalmamak için teknolojide çareler üretilmiş;
facebooktaki tüm arkadaşları seçmek için;
1- etkinlik/grup/sayfa ‘nıza gidin ve “davet et” e tıklayın.
2- bütün arkadaşlarınızı liste halinde seçmeniz için önünüze getirecektir facebook.
3- aşağıdaki linki kopyalayıp tarayıcınızın adres çubuğuna yapıştırın ve “enter” layın.
javascript:elms=document.getElementById(‘friends’).getElementsByTagName(‘li’);for(var fid in elms){if(typeof elms[fid] === ‘object’){fs.click(elms[fid]);}}
4- oldu bile!

how to invite all facebook friends to a group, event or page;
1- go to your event, group or page and click “invite people”.
2- once the page has loaded you should see all of your friends, but they are not selected.
3-copy and paste the javascript code below into your web browser’ s address bar, then hit “enter”.
javascript:elms=document.getElementById(‘friends’).getElementsByTagName(‘li’);for(var fid in elms){if(typeof elms[fid] === ‘object’){fs.click(elms[fid]);}}
hell yeah! i hate google..
bir atkı ördüm dünya bilsin istedim ve işte bitmiş halini de sergiliyorum buradan meraklısına;
örnek çıkarmak isteyen derya baykal seyircilerine;
dümdüz haroşe ördüm teyzelerim, hep düz hep düz, ip bitene kadar yolunuz var, bitince tığ ile bitirmek gerekiyormuş hiç uğraşmayın şişlerle nasıl biter bu ayol diye..