add me as a friend
ankara havaları – 1

kızılay metrosunda gülümseten bir t-shirt. bakındım giyen var mı diye ama göremedim hiç.
ankara havaları – 1

kızılay metrosunda gülümseten bir t-shirt. bakındım giyen var mı diye ama göremedim hiç.
biraz nostalji olsun istedim ve peçeteyi değerlendirdim: )

bu da ekran açıkkenki hali;

ahh ahh, nerde o eski zamanlar..

işte bu un kurabiyesini beğendim..
engelli torunu mahzun’ u leğene koyup çekerek erzurum’ un soğuğunda her gün okula götürüp getiren hatice nine‘ yi siz de hatırladınız değil mi?
Kimse Yok Mu Derneği‘ nin yardım elini uzatarak mahzun’ un okula gidebilmesi için bir tekerlekli sandalye ve ailesine de bir ev almasıyla bu görüntüler eskilerde kaldı çok şükür.

7 Mayıs 2010 günü dernek, 7 yılını kutladı maslak TİM’ de.

hatice nine ve mahzun da oradaydı, hediyeler ve çiçeklerle karşılandılar yine. (sol ön sıra, sağdan üçüncü hatice nine, hemen yanındaki torunu mahzun)

program sonrası hatice nine‘ nin elini öptük, hayır duasını istedik. ben onunla konuşurken o benim ceketimin kenarından tutmuş üstümü başımı düzeltiyor bir taraftan da sürekli dua ediyordu. sarıldık ve Allah’ a emanet olun yavrum duaları eşliğinde ayrıldık yanından. Allah razı olsun ninem senden, sevgiyi, insanlığı öğrettin belki de bir çoğumuza..

sonrasında ise savaşın büyüklüğünü kabul etmek zorunda kaldık. kuşlar el ele vermiş bütün hışımlarıyla savaşıyor artık, ancak bilmedikleri bir şey var, her gün de olsa yıkatmaya devam edeceğiz.
(ç)alıntı: her şeye çare buldular, şu kuşların ettiğine bi çare bulamadılar..

önceleri bir kaç kuşun saldırısına maruz kalırdı, gün aşırı yıkanmak zorunda bırakılırdı.
usanmadan yıkattık, psikolojik savaşı kuşların kazanmasına izin veremezdik..

sayfamın ismi değişti, vihuu..
artık mimartuba olarak adres çubuklarınızda yer alacak sayfam inşallah.
eşime teşekkür ediyorum bu değişiklik için..
eski adresten buraya direkt geçiş sağlanmıştır, iyi seyirler olsun durmak yok takipe devam..
“sam o’ hare” nin çektiği the sandpit adlı kısa video çok az bir sürede oldukça fazla kişi tarafından izlendi. videoyu özel kılan new york’ un mimarisini, gecesini, gündüzünü, trafiğini kısacası yaşamını yansıtıyor olması değil çekim tekniği!
new york’ ta bir günü fotoğraflayarak videoya almış desem yanlış olmaz. nasıl mı?
fotoğrafların art arda getirilerek video oluşturulmasına “time-lapse” denilir. sam o’ hare bu tekniği kullanarak 35.000′ in üzerinde fotoğraf çekmiş. fotoğraflarda da “dof” yani “depth of field” tekniği ile fotoğraftaki bazı bölgeleri blurlayarak bir odak noktası oluşturmuş, bu da bizim gerçeği maket gibi algılamamıza sebep olmuş.
minyatür gibi görünen her şey aslında gerçek, tamamen çekim tekniği ile alakalı olan bu sevimlilik kendine özgü müziğiyle de birleşince ortaya ilginç bir yapım çıkmış..
hikayesinin devamı için the sandpit
ne mimar olmamla ilgili ne de mimarlıkla ilgili postlarımdan biri daha geliyor şimdi;
konu: çiçeklerimiz
çiçek bakmaktan anlamadığım için bakımlarını eşim üstlenmiş durumda. ben sadece karşıdan “ay ne güzel açtılar di miğğ” şeklinde tepkiler veren olurum. mutfak penceremizin önünde ikisi yazın çiçek açan kışın yaprak büyüten, ikisi de bugün alınmış olmak üzere dört tane canlı çiçeğimiz var. saksılarının altına koymak için bir şey bulamadığımdan idare edebilsinler amacıyla çeşitli mutfak aletleri kullandım saksı tabağı niyetine, en kısa zamanda saksılarını ve tabaklarını değiştirme düşüncesi içerisindeyim. yoksa yoğurt kaplarını mı kullansam!

yukarıdaki fotoğraf bugün aldığımız lale ve sarı çiçekli çuha çiçeğimizin fotoğrafı. aşağıdakinde ise onların yanında duran ve sadece bir süsten ibaret olan kaktüse de yer vermek istedim. onun hikayesi acı biraz..

kaktüsten iki tane vardı. henüz hiçbir çiçeğimiz yokken o ikisi mutfak penceremizin önünü süslerdi. yazın açık duran pencere kapanmasın diye eşim bir tanesini alıp pencerenin arasına koymuş, sonra da onun arada olduğunu unutup pencereyi kapatmış! olan kaktüse oldu, parçalanmış saksısı ve kendisi..yazık oldu..yalnız kalan kaktüse teselli vermek ise bendeniz tarafından eşi kırılan “sarılan tuzluğa“düştü..
bu karanfilin hikayesi ise çok daha alakasız;

yarının 8 mart dünya kadınlar günü olması münasebetiyle alışveriş yaptığımız marketten verildi kasadayken..ona göre ince ve nazik vazomuz olmadığından ötürü buket çiçeklerine ev sahipliği yapan vazoda buldu kendisini..
son fotoğraf ise çiçeklerden de alakasız. mutfakta çiçek fotoğrafları çekerken onların neyi eksik diye düşünülüp çekilmiş ve kendilerine yer verilmiş olan masamızın üzerindeki kavanozlar, ve dahi ülker ufo bardağımız..

çikolatalar, susamlı simitler ve ufo..
ülker‘ le mutlu bir an‘ dan hediye paketim geldi bile!

içinden; çikolatalar, gofretler, mis gibi muz kokan unutulmuş tat probis, çekmeceli çikolata ve fazlası çıktı..ufacık tefecik içi dolu turşucuk’ un cevabı bu olsa gerek;

teşekkürler ülker..çekmeceli çikolatanın hastasıyız vesselam..