……..
bulundukları şehrin genellikle en büyük câmisi olma özelliğini hâlâ koruyan ulu câmilerin büyük çoğunluğu ibadete açıktır. çok az bir kısmı, sonradan yapılan daha büyük câmilerden dolayı, en büyük câmi olma vasfını kaybetmiştir. söz konusu câmilerin bir kısmı da deprem veya yangınlar sebebiyle yıkılmıştır.

selçuklu döneminde inşa edilen ulu câmiler, anadolu’da selçuklu hâkimiyetini pekiştirmek için selçuklu sultanları tarafından yaptırılmıştır. anadolu selçuklularından önce inşa edilmiş olan güney ve güneydoğu anadolu’daki ulu câmiler ise, memlüklüler ve emeviler tarafından yaptırılmıştır. anadolu beylikleri dönemi’nde (1290–1380/1402–1450) ise beyler, kendi yönetimlerinde bağımsız bir beylik veya devletçik olduklarını dosta düşmana göstermek için anadolu’nun birçok yerine ulu câmiler yaptırmışlardır. günümüzde büyük firmaların kendi adlarına gökdelenler yaptırarak güç gösterisinde bulundukları gibi, o zamanki beylikler de halklarına güven vermek; komşularına da, mâlî ve askerî güçlerini, mimarî zenginliklerini göstermek için ulu câmiler inşa etmişlerdir.

ulu câmiler, taştan veya taş-tuğla karışımından sağlam bir şekilde inşa edilerek, şehirlerin ortasına, yüksek duvarları, minaresi, taç kapısı ve kubbesi ile âdeta hürriyetin bir sembolü olan bayrak gibi dikilmişlerdir. mimarî bakımdan farklı hususiyetler arz eden bu câmilerin çeşitli âyet ve motiflerle süslenmiş ‘taç kapılar’ı, bulunduğu duvardan daha yüksektir. câminin girişine, eseri inşa ettiren beyin adı, eserin mimarı ve yapılış tarihi kitabe şeklinde konurdu. bu câmilerin birçoğunda taç kapıdan başka, hünkâr veya bey kapısı da bulunmaktadır.

batıdaki beylik câmilerinde ya tek kubbe vardır veya bir tam kubbenin yanına yarım veyahut küçük kubbeler yerleştirilmiştir. zamanın en iyi çinilerinden yapılan bu câmilerin mihrabı, bazen de çeşitli motiflerle işlenmiş taşlarla yapılırdı. ulu câmilerin minberleri; abanoz, ceviz gibi uzun ömürlü ağaçların geometrik parçalarının ‘kündekari’ denen bir metotla çivi ve tutkal kullanılmadan birbirine geçirilmesiyle yapılırdı. ayrıca minberin dış tarafı çeşitli yazı veya motiflerle süslenirdi.

ulu câmiler, inşa edildiği çağın en iyi aydınlatma usulüyle aydınlatılırdı. bu câmilerin mutlaka taş veya tuğladan yapılmış ve çeşitli unsurlarla süslenmiş gösterişli minareleri bulunurdu. kubbeler zamanın şartlarına göre keresteden, tuğladan veya kurşun kaplı yapılırdı.

türkiye’deki en ünlü ulu câmi, bursa ulucâmiî‘dir. bu câmi; yıldırım bayezid‘in niğbolu savaşı’na çıkarken adadığı yirmi câmi yaptırma sözüne karşılık, zafer sonrası, damadı emir sultan’ın: “sultanım yirmi yere câmi yapmak yerine, yirmi kubbeli bir câmi-i kebîr inşa ettirilerek, hem cuma ve bayram namazlarında artan cemaatin ihtiyacı giderilse, hem de devletinizin büyüklüğü gösterilse…” mealindeki teklifine yıldırım’ın: “adağım yerine gelir mi?” sorusuna müspet cevap alması neticesi, 1399 yılında mimar ali neccar‘a yaptırılmıştır. yapıldığı zaman, tek kapalı mekândaki en büyük câmilerden biri olduğu için, Mekke’deki Kâbe, Medine’deki Mescid-i Nebevî, Kudüs’teki Mescid-i Aksa ve Şam’daki Emeviye Câmiî’nden sonra ‘beşinci makam’ olarak kabul edilmiştir. bugün 200′e yakın hat levhasıyla yaşayan en büyük hat müzesidir.
……..
yazının tamamı için tıklayın.